"Artık Kurtulan Apaçık Bir Delille Kurtulsun, Ve Helak Olan da Apaçık Bir Delilden Sonra Helak Olsun" (Enfal-42)
Kelime-i Tevhid'in Tefsiri | Muhammed Temimi
Müellif: Muhammed bin Abdulvahhab Et-Temimi
Yüce Allah sana rahmet etsin, bil ki; bu kelime, küfür ile İslâm arasında alâmet-i fârikadır. O, takva kelimesidir ve urvetu’l-vüskâ’dır. O; İbrâhîm’in, ardından geleceklere, belki dönerler diye bıraktığı kelimedir. Bu kelime ile istenilen; onu, anlamını bilmeksizin sadece dille söylemek değildir.
Şüphesiz ki münâfıklar da onu söylüyorlardı, buna rağmen onlar, kâfirlerin de altında “cehennemin (dibinde), en aşağı tabakasındadırlar.” (4/Nisâ, 145) Üstelik onlar, namaz kılıyor, oruç tutuyor ve tasaddukta bulunuyorlardı. Ancak istenilen; kalp ile bilip kavrayarak, ona ve ehline sevgi besleyerek ve ona muhalif olana buğzedip düşmanlık göstererek söylenmesidir. Nitekim Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Her kim ihlaslı olarak Lâ ilâhe illallah derse..” başka bir rivâyette: “kalbinden ihlaslı olarak..” başka bir rivâyette: “kalbinden sıdk ile..” diğer bir hadiste: “Her kim Lâ ilâhe illallah der ve Allah’tan başka ibâdet edilenleri reddederse..” şeklindedir. Ve bunlardan başka çok sayıda hadis, insanların çoğunun bu şehâdetin hakikatinden yana cehâlet içinde olduklarına delâlet etmektedir. Bütün bunlardan sonra bil ki, bu kelime nefiy ve isbâttır Ulûhiyyeti; rasûllerden, hatta Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’den; meleklerden, hatta Cibrîl’den; peygamberler ve sâlihler bir yana, o ikisinden bile nefyetmek ve Allah için isbât etmektir.
Şerh: Salih bin Fevzan
